bodyÇ

"Google Özel Arama" tüm istanbulium.net sitelerinden sonuç getirmektedir.

Attar Halil Ağa Mescidi ve Çeşmesi

Attar Halil Ağa Çeşmesi
Gördüğünüz eski fotoğraflarla ilgili epeyce tartışmamız olmuştu. İstanbul'un değişik noktaları olabileceği konusunda görüşler oldu. Fotoğrafta görünen topografya ile ihtimal olan yerlerin topografyası üzerinden niye olmayacağına dair tartışmalar yapıldı. Sonrasında birisi ismini söyleyince öğrenmiş olduk. Eskilerin Yenibahçe dediği, günümüzde Sulukule'nin alt tarafında Vatan Caddesi (Resmi adı Adnan Menderes Bulvarı) üzerinde bulunan Ulubatlı Metro İstasyonu ile Gureba Hastanesi arasında kalan bölgede diye geçer kayıtlarda. Pek çok yeni yazılan kopyacı eserde halen Yenibahçe diye geçer. Yazanlar bile bilmez Yenibahçe neresidir. Okuyan nereden bilsin?

Aşağıda yer alan programı canlı olarak seyretmiştim. Ama gelin görün ki kafanızda örtüştürmeniz ve dikkat kesilmeniz için görüntülerin ve bazı bilgilerin önceden hafızanızda yer alması gerekiyor. Aksi takdirde dinleyip geçiyor ve gerçek faydayı sağlayamıyorsunuz. Okul yıllarının staj mantığı gibi düşünebiliriz. Bu programı Youtube'dan tekrar izlerken aklıma bu fotoğraf düştü ve bari yazıya dökeyim dedim. Semavi Eyice 3:30 dakikadan itibaren ilgili konudan bahsetmektedir.


Semavi Eyice'nin konuşmasında caddenin adı o an aklına gelmediğinden ötürü bir bakıma "şey" diye geçtiğinden ötürü tam noktadan emin olamıyorum. Edirnekapı yönünü mü, yoksa Topkapı yönünü mü tarif ediyor surlara paralel caddeden, ama aşağıdaki hikayeden anlaşılan o ki Edirnekapı yönü olması lazım.

Bugün Aksaray-Havaalanı arasında çalışan metro ise eski zamanların Likos Deresi'nin ya da Bayrampaşa Deresi yahut kimi kayıtlarda Yenibahçe Deresi yatağını kullanmaktadır.
Likos Deresi bugün kazı yapılan Yenikapı Limanı bölgesinden denize dökülürmüş. Vakt-i zamanında suyu da hayli fazla olup üzerinde bir de tek gözlü köprü bulunurmuş. Bu köprünün başında da enteresan bir mescit bulunurmuş: Attar Halil Mescidi. Eski fotoğrafta gördüğümüz iki yüzlü bir çeşme ve ortasında bir şirin minare. Vatan Caddesi'nin açıldığı dönemde artık yıkılmıştır. 

Bu fotoğrafta Attar Halil Ağa Mescidi Minaresi çeşme üzerinde net olarak görünmektedir.


Semavi Eyice'nin konuşmasından çeşmenin ilginç öyküsünü de öğreniyoruz: Edirnekapı'da Mihrimah Sultan Camii yapılırken temelden su çıkar. Sene 1562 civarları. Caminin inşaatında çalışan bir hristiyan kalfa temelden çıkan suyu bir çeşmeye aktarmak için ruhsat istemiş ve bu çeşmeyi yaptırmış. Çeşmenin kitabesiz olması da kalfanın dininden ötürüdür anladığım kadarıyla. Aşağı yukarı 1-2 sene evvelde Rüstem Paşa Tahtakale'de bulunan kendi adına olan camisini yaptırırken aynı yerde bulunan Attar Halil Ağa'nın mescidini yıktırmış. Alın bunun malzemesini gidin başka yerde bir mescit yapın demiş ve o malzemelerle o dönemde İstanbul'un en ücra köşelerinden birisi olan bu bölgeye şirin bir mescit yapmışlar ve minaresini bu çeşmenin üzerinde oturtmuşlar. Sadrazam bir bakıma günümüzün Başbakanı. 400 yıl sonra bir başka Sadrazam devrinde de bu sefer ortadan kaldırılmış dersek yanlış olmaz.



Mescit ve çeşmenin hemen alt kısmında derenin üzerinde yer alan tek gözlü köprünün fotoğrafı.



Alman Mavileri haritasını kullanarak tam yerini tespit edebiliyoruz. Yandex görüntüsünde binanın önünde görünen bekçi kulübesinin oralar mescidin yeri; öndeki ağacın olduğu yer ise köprünün yeridir.


Likos Deresi'nin Suriçi'ne girdiği noktadan bir fotoğrafı da arkadaşlarımız tespit etti. Bu dönemde suyunun azlığı da dikkat çekiyor.


Berggren'in bir fotoğrafında Likos Deresi'nide içine alan geniş bir manzara şuradadır.