bodyÇ

"Google Özel Arama" tüm istanbulium.net sitelerinden sonuç getirmektedir.

İstanbul'un Zemini Ne Kadar Yükseldi?

1854, James Robertson
Aslında bu konu ile internette sıkça karşılaşıyorum. Daha önceki bir Twitter yazışması sonrasında en iyisi bu konuyu derleyip toparlayıp blog'a koymak diye düşünmüş ve sonrasında tembellik etmiştim. Bir yükselmenin elbette olduğu ama sanıldığı gibi 2-2.5 metre değil, 1 metreyi bile bulmayan bir zemin yükselmesi olduğunu belirtiyordum. İstanbul üzerine nefis paylaşımları ve zincirleriyle @kulturistan abimiz konuyu gündeme getirince müdahil oldum. Ama kısa mesajlarla konuyu sürdürmek izah ve kanıtlamaya yetersiz kalınca kendisine de belirttiğim gbi en iyisi burada derleyip toparlayayım dedim. Bakalım ne sonuç çıkacak?

Asıl yükselme ile alakalı olarak benim duyduğum,
Sultan Ahmet Camii yapılırken, temelden çıkan toprağın Hipodrom civarına da dökülerek zeminin yükseltildiği idi. Açıkcası doğruluğunu bilmiyorum ancak bana makul geliyor ve zemindeki asıl farklılığın bu dönemde olmuş olabileceğini düşündürtüyor. Diğer ihtimal ise Dikilitaş'ın yapıldığı dönemde de daha çukurda olmasıdır.  Genelde İstanbul'un zemininin son 150 yıl içerisinde 2 metreden fazla yükseldiği şeklinde genel bir kanı var. İstanbul dediğimiz elbette Sultanahmet ve Hipodrom. Bu kanıya temelde sebep olan ise sol üst köşede gördüğümüz James Robertson'un 1854 tarihli bu nefis fotoğrafı. Yere çömelmiş bir genç, kaidenin üstüne oturup ayaklarını sarkıtmış bir adam ve hemen yanında bir kadın. Adamın boyu tahminim 160 cm civarlarında.

Daha eski bir fotoğraf 1843 tarihli Joseph Philibert Girault De Prangey fotoğrafı maalesef küçük boyutlu ve dikkatli bakarsak kaidenin de kısmi olarak toprak altında olduğunu görürüz. Yani yeni fotoğrafta göremediğimiz kısım olsa olsa 40-50 cm.



1852 tarihli olduğu belirtilmiş olan bu genel fotoğrafta da durum aynı. Zemindeki düzensizlik ve eğime dikkat ediniz. Ayrıca Dikilitaş'ın solunda görünen avlu girişi daha yüksekte ve önünde aşağı yukarı bir basamak yüksekliğinde bir beton düzlem görünüyor. Benzeri fotoğrafın hemen sağ köşesinde de mevcut.



Altta yine bir James Robertson fotoğrafı. Muhtemelen ilk fotoğrafla aynı zamanda çekilmiş. Yine zemin bize doğru aşağı eğimli ve bozuk, sanki buradan yağmur suyu akışı gerçekleşiyor.





1854 sonrasında karşımıza ilk çıkan fotoğraf 22 Mayıs 1862 tarihli Francis Bedford'a ait ve zeminde bir düzenleme yapılmış olduğunu görüyoruz. Bir çevre düzenlemesi gerçekleşmiş, Dikilitaşların çevresine korkuluklar konulmuş. Üstteki ile çok benzer açılı bu fotoğraf zemindeki farklılığı çok iyi gösteriyor. Kayda değer bir yükseklik değişimi göze çarpmıyor. Ama benim burada dikkatimi çeken şey zeminin bize doğru alçalarak devam etmesi. Yani zemin halen düz değil.

1862, Francis Bedford


























Sergi-i Umum-i Osmani binasının Hipodrom'a yerleştirildiği aşağıdaki fotoğraf bir başka örnek. Serginin başlangıcı 27 Şubat 1863 olduğuna göre, çevre düzenlemesinin de bitmediğini düşünürsek, bu fotoğrafın 1862 yılında üstteki fotoğraftan sonra çekilmiş olması muhtemeldir.


















Bugünkü zeminle hemen hemen aynı. Benim tahminim Hipodrom yahut Atmeydanı'ndaki bir düzenleme ile Dikilitaş'ın bulunduğu alanda zemin kısmen yükseltilmiş. Bu düzenleme 1862, belki 1861 yılında gerçekleşmiş ve hatta sergi için bile yapılmış olabilir. 

Bu tarihten sonra 1870 ve 1880'lerden pek çok fotoğraf elimizde mevcut. Bunların toparlayabildiğim kadarını şurada görebilirsiniz.

Elbette Sultan Ahmet Camii avlusunun duvarları ve giriş kapılarını da dikkate almalıyız. Düzenleme öncesi fotoğraflarda da cami avlusunun girişinin düz ayak olduğunu görüyoruz. Eğer ciddi bir yükselme olsa, öncesinde merdivenli bir giriş sözkonusu olmalıydı.

Abdullah Biraderler'in 1880'li yıllardan bir fotoğrafı
























Bu fotoğrafta benim en çok dikkatimi çeken husus zemindeki eğimin kaybolmuş olması ve tamamen düzleşmesidir.

Topoğraf değilim, elimde zemine, Dikilitaş'a dair ölçümler yok ve elime bir metre alıp gidip ölçme şansım şu anda yok. Açıkcası bunu yapmak isterdim. O nedenle net bir yükselti farklılığı söyleyemiyorum. Benim eski fotoğrafları kullanarak gördüğüm şu: bozuk olan zeminin düzeltildiği, Dikilitaşların çevresine korkuluklar çekildiği, temellerinin çevresindeki toprağın kaldırılıp, çukur içinde bırakıldığıdır. Özellikle günümüzde Dikilitaş'a göz yüksekliğinden baktığımızı da hesaba katmıyoruz. Halbuki zemin Dikilitaş'ın kabartmalarının altında, yani ilk fotoğrafta adamın en fazla omuz hizasında bitiyor.  Sadece bu fotoğrafı dikkate aldığımızda bile 1 metre yahut biraz fazla bir fark göze çarpıyor. Bu kısım benim de halen kafamı karıştırıyor.  O dönemlerde zaman zaman kaidenin çevresine dolan toprağın temizlendiğine yoruyorum. Düzenlemenin öncesinde Dikilitaş'ın olduğu alanın cami avlusu girişine göre çok daha düşük seviyede olduğuna yoruyorum. O tarihlerdeki düzenleme ile zemin bozukluğu giderilmiş olup caminin avlu girişi seviyesine çekildiğini söyleyebiliyorum. Bu ise aşağı yukarı 50 cm gibi bir farka tekabül ediyor olmalı. Belki çok kesin kanıt sunamıyorum ama en azından 2 metre ve üzerinde bir yükselmenin olmadığını rahatlıkla söyleyebiliyorum.