Sirkeci’den Sarayburnu ve Sahil Yoluyla Küçükayasofya’ya

Sepetçiler Kasrı  

Daha evvel Sultanahmet’ten Küçükayasofya’ya kadar gitmiştik. Şimdi aynı yere Sirkeci’den yola çıkalım. Sirkeci’yi biraz Eminönü ile birlikte düşünürsek ulaşımı kolay bir nokta. Hem Anadolu Yakası’ndan hem de Avrupa Yakası’nın pek çok noktasından rahatlıkla ulaşabiliyoruz.Araba Vapurları iskelesinden Sarayburnu’na doğru yürümeye başlayalım. Yol zaman zaman darlaşacaktır. Yolun başından itibaren ilerde solda görünen Sepetçiler Kasrı ilk durağımız olacaktır.

Topkapı Sarayı’nın Sarayburnu’nda bulunan iki kıyı köşkünden birisidir, diğeri olan Yalı Köşkü’nün bugün Sirkeci’de sadece bir caddede adı kalmıştır. 1643 yılında Sultan İbrahim döneminde yapılmış, I. Mahmut devrinde 1739’da etraflıca yenilenmiş. Köşkü deniz yoluyla geçişlerde rahatlıkla seyredebilirsiniz. Sepetçiler isminin nereden geldiğine dair rivayet şöyle: Kendisi de sepet yapmaya meraklı olan Sultan İbrahim’in, bu bölgede bulunan hasırcı ve sepetçi esnafını himaye etmesi, bu köşk yapılırken bu esnafın yardım etmesi üzerine bu isim verilir.

Köşkün yanından yolumuza devam edelim. Gülhane Parkı’nın girişi sağımızda kalır. Tren yolunun üzerinde bulunan köprüde biraz dinlenip, denk gelirse tren geçişini seyredebiliriz. Sahil boyunca devam ettiğimizde solumuzda bir Atatürk Heykeli göreceğiz.

Sarayburnu Atatürk Heykeli  

Heykelin bulunduğu nokta Atatürk’ün Samsun’a çıkmak için hareket ettiği noktadır. 3 Ekim 1926 tarihinde yerine yerleştirilen bronzdan dökülmüş heykeli Avusturyalı heykeltraş Heinrinck Krippel yapmıştır.

Bu alanda yıllardır süren tüp geçiş inşaatı nedeniyle heykel iyice
görünmez olmuştu. Artık Sarayburnu sahiline de ulaştık. Sağ tarafımızda
surlar uzanmaya başlar.

Ahırkapı Feneri ve Marmara Sahili

Bu bölgeye çok rüzgarlı, lodoslu havalarda dalgaları seyretmek; sıcak havalarda da denize girmek, eğer korkulursa sahilde vakit geçirmek için gelinebilir. Yazları sahil boyunca yerleşmiş yüzlerce insan, balık tutanlar, dalgıçlar görülebilir.

Sahil boyunca yürümeye devam ettiğimizde Hemen karşımızda Salacak- Harem manzarası, sürekli geçen vapurlar, tekneler, balıkçı kayıkları, büyük gemiler kadrajımızda girecektir.

Sağ kolda bir elinin altında dünya Turgut Reis heykeli ve arka planda Topkapı Sarayı manzarasına da denk geleceğiz. Heykelin arkasında sur duvarına bitişik bir de çeşme vardır.

Turgut Reis Heykeli  

 300 metre kadar yürüdükten sonra sur yapısı değişecektir. Üzerinde demir parmaklıklar olan, karanlıktan içi pek görülemeyen ama çer çöp dolu Soter Filantropos Kilisesi Kalıntılarını göreceğiz. İnsanı seven İsa” manasına gelen bir Bizans manastırıdır. Bu manastırın ayazması hemen yanında bulunan İncili Köşk’ün tonozları altındadır.

Soter Filantropos Kilisesi Kalıntıları

Bu yapının sağ tarafından arka kısma tırmanabiliriz. Eğer yalnızsanız pek tavsiye etmem. İpsiz sapsız tiplerin olma ihtimali de vardır. Eğer çıkabilirseniz bir parça arka yoldan yürüyerek hem tren yolu civarını görebilirsiniz hem de az sonra değineceğim İncili Köşk’ün üzerine çıkabilirsiniz. Güzel bir manzarası vardır.

İncili Köşk / Sinan Paşa Köşkü Günümüze Kalan Alt Kısmı  

İncili Köşk olarak bilinen Sinan Paşa Köşkü III. Murat devrinin sadrazamlarından Koca Sinan Paşa tarafından yaptırılarak hükümdara sunulmuş. Demiryolu geçirilirken 1872 yılında sadece bu temel kısmı kalmak suretiyle köşk yıktırılmış. Eğer demiryolu üzerinden yürümeyi becerebilirseniz Cankurtaran istasyonundan çıkış yapacak, Ahırkapı Feneri’ni arkadan göreceksiniz. Sahil yolundan da devam edebilirsiniz.

Ahırkapı Feneri ve Arka Bahçesi  

Cankurtaran’da ister belediyenin tesislerinde isterseniz biraz içeri girerek Erol Taş Kahvehanesi’nde çay molası verebilirsiniz. Sahi niye Cankurtaran? Haldun Hürel’in Burası İstanbul kitabı s.289’da şöyle geçer: “Fetih yıllarının savaş gazisi Seyid Hasan Ağa’nın, o büyük savaş anında kurtardığı askerler nedeniyle buraya “Cankurtaran” denmiş.” Sonrasında tekrar sahil boyu devam ederek 500 metre kadar yürüyeceğiz, bu esnada Surlardaki Ahır Kapısı’nı, sahil surlarını ve sahili gezebiliriz. İç kısımlara farklı bir yazıda değineceğim.

Marmara Sur Kapılarından Ahır Kapısı

Çatladıkapı’ya kadar geldiğimizde surların değişecek ve bir kalıntı dikkatimizi çekecek: Bukoleon Sarayı Kalıntıları. İçinden tren geçen saray derler. Aşağıda  1850 tarihli eski fotoğrafta göreceğiniz aslanlar ise bugün İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

Bukoleon Sarayı Kalıntıları  

Bukoleon: Boğa ve Aslan demektir.

 *** | ***

Ek fotoğraflar:

Sepetçiler Kasrı
İncili Köşk Duvarındaki Kitabe  
Sepetçiler Kasrı  
Ahır Kapısı İçten Görünümü  
Ahırkapı Sahili  

 

Bukoleon Sarayı Kalıntıları  

 

 

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Bukolean Sarayı’nın Aslanları

 

Onarımdan Önce Sepetçiler Kasrı

Onarımdan Önce Sepetçiler Kasrı

 

Sarayburnu Atatürk Heykeli  

 

Sarayburnu Eski Fotoğrafı

Bir Dönem Sarayburnu Sahili
Sarayburnu Sahili

 

Topkapı Sarayı’nın Sarayburnu Karakolu

 

Görünen Cami Bostancılar Tabhanesi Mescidi (Yedekçiler Mescidi)
Ahırkapı Sahili ve Feneri

 

Ahırkapı Feneri  

 

 

Ahırkapı Sahili

 

Ahırkapı Feneri

 

 

 

Bukoleon Sarayı
Bukoleon Sarayı, Nicholas V. Artamonoff, Şubat 1937

 

Bukoleon Sarayı, Nicholas V. Artamonoff, Şubat 1937
Bukoleon Sarayı, 1918

 

Ahırkapı ve Bukoleon Sarayı, 1918

 

Ahırkapı Bukoleon Sarayı Kalıntıları

 

Ahırkapı Bukoleon Sarayı Kalıntıları

 

Pierre Tremaux, Bukoleon Sarayı Kalıntıları, 1850  
1965 Yılı

 

Bu yazı Güzergahlı Gezi kategorisine gönderilmiş ve , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir