bodyÇ

"Google Özel Arama" tüm istanbulium.net sitelerinden sonuç getirmektedir.

Azapkapı, Galata Kıyıları ve Perşembe Pazarı

Azapkapı Sokollu Camii
Sultanahmet bölgesine tekrar geri döneceğiz. Facebook'taki eski İstanbul fotoğrafları gruplarında gördüğüm fotoğraflar bazen beni farklı bölgelere götürüyor.

Başlangıç noktamızı Azapkapı oluşturuyor. Azapkapı sıradan vatandaşlarca çok bilinmez aslında. Ben de çok sonraları bu işlere merak sarma sonrasında öğrenmiştim. Unkapanı Köprüsü'nün Galata tarafından başlıyoruz. Hemen köprünün ayağının dibinde bir Mimar Sinan eseri olan Sokollu Mehmet Paşa Camii yer almaktadır. 1577 yapımı ve deniz kıyısında. Unkapanı köprüsü yapılırken yıkılmak bile istenmiş, o dönemde hayli bakımsız, terkedilmiş bir vaziyette imiş.

Caminin yol tarafında sebili bu civardan geçmişseniz muhakkak görmüşsünüzdür: Saliha Sultan Sebili. Yakın dönemde güzel bir restorasyon sonrasında gözümüze hitap ediyor. Saliha Sultan, I. Mahmut'un annesi. 1733 tarihli bir sebil. Yanında daha evvelinde sıbyan mektebi de bulunurmuş ama yol yapımından nasibini almış. Sebile arkamızı döndüğümüzde karşımızda Yeşildirek Hamamı görünür. Sokollu Mehmet Paşa'nın oğluna ait hamamı da Sinan yapmış. Günümüzde halen kullanılmaktadır.



Saliha Sultan Sebili
Hamamın hemen yanında bir sebil dikkatimizi çekecektir. Aslında bir dükkan, inşaat malzemeleri satılıyor. Üzerindeki kitabe kendini ele veriyor. 1847 tarihli. İsmi Yeşildirek Sebili, Çinili Hamam Sebili olarak geçmektedir. Hamam ve bu sebilin arasından yukarı çıkıyoruz. Sağ tarafımızda Ceneviz surları görünüyor. Bu bölgede halen devam eden inşaat çalışmaları var. Yenikapı'ya gidecek olan metrodan ötürü, gideceğimiz dönemde kapalı da olabilir. Daha önce burada bulunan pek çok bina yıkıldı.

Yukarı doğru çıkıp, sağa doğru döndüğümüzde Ceneviz surları arasından bir kapı görürüz. Yanıkkapı diye geçer. Kapının üzerinde korumaya alınmış kartal motifli bir kitabe dikkatimizi çeker. Kapının devamındaki sokağın adı da Yanıkkapı Sokağı'dır.
Yanık Kapı


Soldan yukarı devam edelim. Dik Sokağa girdiğimizde Cudidil Valide Sultan Çeşmesi'ni göreceğiz. 1698 tarihli. Ara sokaktan devam ederek caddeye çıkalım: Okçu Musa Caddesi. Buradan aşağı doğru salındığımızda solumuzda Okçu Musa Camii'ni göreceğiz. Yolun devamı Bankalar Caddesi ile birleşecektir. sağa doğru dönüp tekrar Yanıkkapı Sokağı'na giriyoruz. Köşedeki bina güzel fotoğraf vermektedir. Sokakta Galata'daki işyerlerini görüyoruz. 50 metre kadar ilerlediğimizde köşedeki dükkan dikkatimizi çekecektir. Evet altında çeşme var. 1569 tarihli Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi. II. Selim devri. Üstüne dükkan kondurulmuş.

Buradan aşağı doğru iniyoruz ve yönümüzü Arap Camii'ne çeviriyoruz. Aslında bu görkemli yapı kendini pek gösteremiyor. Tersane Caddesi üzerinde bir tabela olmasa yoldan geçerken çok fark edemiyorsunuz. 8. yüzyıl öncesinde Dominik Katedrali olan yapı Mesleme Bin Abdülmelik komutasında kuşatmaya gelen Araplar tarafından 715 yılında camiye çevrilmiş.  Dikdörtgen yapılı bu caminin kale gibi görünen, eski kilisenin çan kulesi caminin bir ucunda bulunmaktadır. Avlusunda 1734 tarihli şadırvanı vardır.

Arap Camii
Camiden Tersane Caddesi'ne çıkıyoruz. Az ilerde sağımızda üzerinde Fatih Çarşısı tabelası olan eski bedesteni görüyoruz: Galata Bedesteni. Üzerinde Ayasofya'nın evkafı olduğu belirtiliyor. Fatih devrinden kalma.

Bedesteni 30-40 metre geçince sağımızda eski bir hanın duvarları aradan görünüyor. Hedefimiz burası. Az ilerde Kardeşim Sokağı'na girip bu hanın girişini görüyoruz: Kurşunlu Han. Rüstem Paşa Hanı, Rüstem Paşa Kervansarayı diye de geçer, 1550 tarihli bir Mimar Sinan yapısıdır. Hanın girişi ve üst katında gezmesi keyiflidir.
Rüstem Paşa  Kervansarayı
Handan çıktıktan sonra sahile iniyoruz. İstanbul'un en güzel manzaralı sahillerinden birisi olmasına rağmen en berbat durumda olanıdır sanıyorum. Düşününce bu parkta neler olmaz diyor insan. Önünüzde muhtemelen tekneler demir atmış olacak. Bir tarafta Galata Köprüsü ve arkasında Topkapı Sarayı, karşımızda Süleymaniye Camii ve çevresi, sağa doğru gözümüzü gezdirdiğimizde Unkapanı Köprüsü, arkada Fatih, Yavuz Selim Camileri diye gider. Parkın ilerlerine doğru devam edelim. Makbul İbrahim Paşa Camii'ni göreceğiz. Önce makbul, sonra maktul olan hani pek çoğumuzun Pargalı olarak bildiği İbrahim Paşa tarafından 1536'da yaptırılmış. Sonrasında geçirdiği yangından ötürü 1913 yılında yeniden yapılmış.

Kethüda Yahya Ağa Meydanı Çeşmesi
100 metre kadar daha ilerlediğimizde bizi bir meydan çeşmesi karşılayacak ve ilk kez görüyorsak küçük dilimizi yutacağız. Ön kısmı denize doğru kaymış, çer çöpün ortasında kalmış kocaman bir meydan çeşmesi: Kethüda Yahya Ağa Meydanı Çeşmesi. 1723 tarihli ve III. Ahmet devrinden. Bu bölgedeki metro çalışmalarından ötürü daha ileri yürümek pek olası olmayabiliyor. Zaman zaman kapatıldığından tam tarif vermek zor. Eğer ilerleyebilme şansımız varsa devam edelim.
Mimar Sinan Heykeli

Biraz ilerimizde kocaman bir heykel göreceğiz. Kapalı olduğundan muhtemelen yanına yaklaşamasak bile uzaktan gördüğümüzde bunun Mimar Sinan olduğunu anlamak zor değil. Kalfalık eserim dediği Süleymaniye'ye bakıyor. Hayli bakımsız görünüyor. Haluk Tezonar isimli bir sanatçımızın eseri. Aslında heykel için güzel bir nokta seçilmiş ama bu bölge ile ilgili planlar neler bilmiyorum ama hep böyle kalacaksa heykelin burada durmaması daha iyi olurdu.

*** | ***
Ek Fotoğraflar:

Cudidil Valide Sultan Çeşmesi
Panoramik Arap Camii ve Şadırvan

Yanıkkapı Üzerindeki Arma


Rüstem Paşa Hanı Girişi

Arap Camii Kulesi
Arap Camii İç Görünümü
Galata Bedesteni


Yeşildirek Hamamı
Yeşildirek Hamamı
 
Üstüne Dükkan Kondurulmuş Sokollu Mehmet Paşa Çeşmesi


Yeşildirek Sebili

Saliha Sultan Sebili
Yanıkkapı

Yanıkkapı

Yanıkkapı Eski Fotoğrafı

Yanıkkapı
Azapkapı Sokollu Mehmet Paşa Camii ve Unkanapanı Köprüsü

Saliha Sultan Çeşmesi ve Yıkılan Sıbyan Mektebi


Saliha Sultan Çeşmesi

Azapkapı Eski Fotoğrafı

Arap Camii Kulesi Eski Fotoğrafı